Hatay Dirençli Şehirler Programı Üst Düzey Açılış Konuşması

COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum tarafından, Türkiye'nin COP31 Yolculuğu — Dirençli Şehirler Programı'nın üst düzey açılışında yapılmıştır. Hatay, 8 Mayıs 2026.

Hatay Dirençli Şehirler Programı 2026
Sayın Murat Kurum | COP31 Başkanı | Hatay, Türkiye
Paylaş
Resmi Konuşma Metni
Konuşma metni • PDF
COP31 President-Designate H.E. Murat Kurum delivers opening remarks at the Resilient Cities Programme high-level opening, Hatay, 8 May 2026
COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum, Türkiye'nin COP31 Yolculuğu: Dirençli Şehirler Programı üst düzey açılışında konuşurken — Hatay, 8 Mayıs 2026.

Kıymetli misafirlerimiz, uluslararası kuruluşlarımızın temsilcileri, yerel yönetimlerimizin başkanları, akademisyenler, uzmanlar, basın mensupları, hanımefendiler, beyefendiler,

Medeniyetlerin, kültürlerin ve inançların buluşma noktası kadim Hatay'da sizleri ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyor; Türkiye'nin COP31 yolculuğundaki Dirençli Şehirler Programı'na, Hatay'ımıza hoş geldiniz diyorum.

Kıymetli Misafirler, burada yalnızca bir programın açılışını yapmak için bulunmuyoruz. Şehirlerimizin geleceği, ortak evimiz dünyanın korunması ve çocuklarımızın istikbali için, çok güçlü bir irade ortaya koyuyoruz. Buluşmamızın başlığı; İklim Değişikliği, Afet Yönetimi ve Kentsel Dirençlilik.

İklim değişikliği şehirlerimizin risklerini büyütüyor. Afet yönetimi, bu risklere karşı hazır kurumlar ve güçlü koordinasyon gerektiriyor. Kentsel dirençlilik ise bütün bu çabaları; insanı, ekonomiyi, şehri ve yaşam kalitesini birlikte güçlendiren, bir şehircilik vizyonuna dönüştürüyor.

Saygıdeğer Katılımcılar, COP31 Başkanı olarak bugün burada bulunmanın benim için ayrı bir anlamı var. Çünkü bu yolculuğun merkezine şehirleri koyuyoruz. İklim eylemini sahaya indirerek çözümü şehirlerde büyütmek; dirençli, sürdürülebilir ve insan odaklı şehirleri küresel iklim gündeminin ana başlıklarından biri yapmak istiyoruz.

Kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağımız zirveyi yalnızca teknik müzakerelerin yürütüldüğü bir toplantı olarak görmüyoruz. Bu süreci; şehirlerin sorunlarına cevap veren, yerel yönetimlerin gücünü görünür kılan, sözleri somut sonuçlara dönüştüren bir çözüm platformu olarak değerlendiriyoruz. İşte bu nedenle, Hatay'daki program, Türkiye'nin iklim ve şehircilik vizyonunun sahadaki en anlamlı duraklarından biridir. Çünkü Hatay, bize acının yanında dayanıklılığı, umudu ve yeniden kurma iradesini de hatırlatıyor.

Evet, 6 Şubat 2023'te Türkiye olarak tarihimizin en uzun gününü yaşadık. 11 ilimizde, 14 milyon insanımız bu felaketten doğrudan etkilendi. 110 bin kilometrekarelik geniş bir alanda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldık. Binlerce canımızı kaybettik. Yaklaşık 850 bin yapı kullanılamaz hâle geldi. O günlerde insanlarımız evlerinin eski yerini bile bulmakta zorlandı; bu acı hepimizin hafızasına kazındı. Ama biz o en uzun gecede bile umudumuzu kaybetmedik.

650 bin yardım görevlisi, lojistik çalışanı ve arama kurtarma personeliyle sahadaydık. 200 bin mimar, mühendis ve işçiyle tek yürek olduk. Fedakâr insanlarımızın emeği karanlık anlarımızda ışık oldu. Devlet ve millet el ele verdi; asrın dayanışmasını asrın inşa seferberliğine dönüştürdük. Şu anda bulunduğumuz Hatay, depremin en ağır vurduğu ilimizdi. Yeniden inşa aşamasında en çok burada zorlandık. Ama geldiğimiz noktada, tüm şehirlerimizi, tarihi ve kültürel yerleri de dahil olmak üzere ayağa kaldırdık.

Tüm bu çalışmaları yaparken üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık. 27 Aralık 2025 itibarıyla 11 ilimizde toplam 455 bin konut ve iş yerini tamamlayarak hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Size 455 bin konutu şöyle anlatayım: nüfus bakımından Litvanya, yüzölçümü açısından Bulgaristan, İzlanda kadar bir ülkeyi 2 yılda alt yapısı, okulları, iş yerleri, parkları, ibadethaneleri; topyekun bir şehircilik anlayışıyla yeniden inşa ettik. İnşa çalışmamızın her aşamasında çevremizi koruyarak adım attık. Enkaz atıklarını yeniden değerlendirmek için devasa bir geri dönüşüm merkezi kurduk. Yaptığımız 500 bine yakın evin tamamı iklim dirençlidir, Sıfır Atık uyumludur, enerji verimlidir.

“Şehirlerimiz yalnızca büyüyen yerleşim alanları değil, iklim eyleminin ana mekânlarıdır.”

Bunu yalnızca bir inşa başarısı olarak da görmüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yaraları sarma, güveni yeniden kurma ve umudu ayağa kaldırma iradesi olarak değerlendiriyoruz. Ve biliyoruz ki; afet yönetimi, yalnızca afet sonrası mücadele değil; riskleri görmek, yapı stokunu güçlendirmek, yerel yönetimleri desteklemek ve şehirleri dirençli biçimde kurmaktır. Biz de bu anlayışla, burada edindiğimiz tecrübeyle ülkemizde riskli yapı dönüşümünde yeni bir evreye geçerek; kentsel dönüşüm çalışmalarımıza hız veriyoruz.

Değerli Dostlar, kentsel dirençlilik; afet yönetimi ile iklim değişikliğini ayırmaz; aynı vizyonun parçası olarak görür. Bir şehir; depreme karşı güvenli, iklim risklerine uyumlu, enerji verimli ve altyapısıyla güçlü olmalı; insanlarına güven, aidiyet ve yaşam kalitesi sunmalıdır. Bugün dünya şehirleri; kentsel ısı adası etkisi, artan enerji talebi, hava kirliliği, su güvenliği ve altyapı baskısıyla karşı karşıyadır. İnsanlar güvenli binaların yanında temiz hava, güvenilir su, etkin atık yönetimi ve uygun maliyetli enerji istiyor. Bu taleplere ancak iklime dirençli kentler inşa ederek cevap verebiliriz.

Bugün küresel enerji tüketiminin yaklaşık dörtte üçü şehirlerde gerçekleşiyor; sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70'i şehirlerden kaynaklanıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor: şehirlerimiz yalnızca büyüyen yerleşim alanları değil, iklim eyleminin ana mekânlarıdır. Biz, depremden etkilenen 11 ilimizde tam da bu anlayışla hareket ettik. Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini yeni bir yol haritasına dönüştürdük. Bu yol haritasını verimlilik, çevre dostu yapılar, Sıfır Atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kurduk. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık; enerji tüketimini yüzde 39, sera gazı emisyonunu yüzde 38 azalttık.

International delegations and mayors at the high-level opening of Türkiye's Road to COP31: Resilient Cities Programme in Hatay
Türkiye'nin COP31 Yolculuğu: Dirençli Şehirler Programı'nın Hatay'daki üst düzey açılışında bir araya gelen uluslararası heyetler, belediye başkanları ve paydaşlar.

Bu yaklaşımı yalnızca deprem bölgesinde değil, 81 ilimizin tamamında benimsiyoruz. Tüm bu adımları 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefimiz ve Yeşil Kalkınma vizyonumuzla uyum içinde atıyoruz. COP31'de, dayanıklı şehirlerin desteklenmesini, uluslararası iklim gündeminin temel önceliklerinden biri hâline getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü küresel çapta, binaların emisyonlarını azaltmalıyız. Yeşil bina sertifikasyon sistemlerini güçlendirmeli, dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmalarını geliştirmeli ve dirençli altyapı ile bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Bu başlıklar yalnızca Türkiye'nin öncelikleri değildir; şehirlerin ortak ihtiyacı, insanlığın ortak geleceğine karşı sorumluluğumuzdur. Ben, bu programın sonunda hazırlanacak Hatay Deklarasyonu'nun dünya şehirleri için, tüm insanlık için güçlü bir referans olacağına yürekten inanıyorum.

Kıymetli Misafirler, Türkçemizde çok özel bir söz vardır: “Birlikten kuvvet doğar.” Bugün ihtiyacımız olan ruh budur: iklim değişikliğine karşı birlik, afet risklerine karşı dayanışma, dirençli şehirler için ortak irade. Türkiye olarak, bu alandaki tüm tecrübemizi küresel ölçekte, tüm insanlık âlemiyle paylaşmak istiyoruz.

Konuşmama başlarken bugün hâlâ hüzünlü olduğumuzu ifade etmiştim. Sözlerimi tamamlarken, sizlere tekrar bu acıdan değil, umuttan bahsetmek istiyorum. Sadece bir çiçekten söz etmek istiyorum: Anadolu Karanfili'nden. Bu çiçek dağların zirvesinde yetişir; zorluğa rağmen kök salar, rüzgâra rağmen ayakta kalır, soğuğa rağmen rengini korur. İşte şehirler de bu çiçek gibi dirençli olabilir; yeter ki kökleri sağlam, insan merkezli, bilimi rehber edinmiş, ortak aklı ve dayanışmayı esas alan bir yapıda olsun.

Hatay'dan yükselen bu çağrı yalnızca ülkemiz için değil; bölgemiz, dünya şehirleri ve insanlığın ortak geleceği içindir. Acılardan ders çıkaran, kardeşliği büyüten ve geleceğe inanan tüm insanlığın çağrısıdır. Ben bu düşüncelerle, emeği geçen herkese ve katılımlarıyla bizleri şereflendiren tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Türkiye'nin COP31 Yolculuğu: Dirençli Şehirler Programı'nın; Hatay'dan başlayarak ülkemiz, bölgemiz ve insanlığın ortak geleceği için yol gösterici olmasını temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Murat Kurum COP31 Başkanı
Tüm konuşmalara dön