COP31 Başkan Adayı Sayın Murat Kurum tarafından Londra'daki Guildhall'da düzenlenen İklim İnovasyon Forumu açılış oturumunda sunulan ve elektrifikasyonu hızlandırma çağrısıyla Londra İklim Eylemi Haftası'nı açan açılış konuşması.
Değerli Dostlarım,
Hepinizi en derin saygılarımla candan selamlıyorum. Türkiye COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken bugün karşınızda bulunmak benim için gerçek bir onurdur. Climate Innovation Forum, E3G ve Birleşik Krallık hükümetinden ev sahiplerimize teşekkür ederim. COP31'e giden yolculuğumuzda, dünyamızın geleceği için gösterdiğiniz sarsılmaz destek için hepinize şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum.
Dünya genelinde birçok kişinin zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde bir araya geliyoruz. Son dönemdeki çatışmaların maliyetleri hâlâ küresel ekonomide yankılanıyor, borç baskıları derinleşiyor ve şimdi de bir süper El Niño ile karşı karşıyayız. Araştırmalar, El Niño olaylarının yaklaşık beş trilyon dolara mal olabileceğini göstermiştir ve bu yıl, kayıtlara geçen en maliyetli El Niño olabilir.
Üstelik bu, hepsinin en büyüğü olan can kaybını henüz saymaya başlamadan önceki durumdur. Bu arada, iş birliği yapabilme kabiliyetimiz de sınanmaktadır.
Bu Kasım ayında Antalya'da durumu tersine çevirebileceğimizi umuyoruz. Kolektif bağlılığa dair net bir işaret vermek ve herkesin katılımın değerini açıkça anlaması için dünya genelinde insanların yaşamlarını iyileştirecek sonuçlar üretmek istiyoruz. Çözümler geliştirip ivme kazandıkça, bu haftanın Londra'da geçirdiğimiz bölümü bu yolculukta kritik bir basamak niteliğinde.
COP31 Başkanlığı olarak, süreci yönlendirme sorumluluğunu derin bir kararlılıkla üstleniyoruz. Herkesi dinliyor, nerede ilerleme kaydedebileceğimizi ve kaydetmemiz gerektiğini değerlendiriyoruz; ve artık somut sonuçlar üretmeye odaklanan bir gündem geliştirmiş bulunuyoruz.
İki hafta önce Almanya’da, ülkelerin katıldığı bir toplantıda birçok girişimi resmen başlattık. Burada, Londra’da ise katılımı daha fazla işletmeyi, kurumu, sivil toplum kuruluşunu ve hayır kurumunu kapsayacak şekilde genişletmek istiyoruz; haftanın sonuna gelindiğinde ise hedeflerimize ve amaçlarımıza daha fazla destek sağlamış olmayı arzu ediyoruz. Bu; herkesin Antalya’daki COP31’e hazırlıklı gelmesi ve küresel zirveyi başarıya taşımaya hazır olması için gereklidir.
“Günlük yaşamda elektrifikasyonu hızlandırmak; ülkeleri, işletmeleri ve aileleri dalgalanan enerji fiyatlarından korumak için acil bir ihtiyaçtır.”
Şimdiye kadar yürüttüğümüz tüm görüşmelerde bir tema çok net bir şekilde öne çıktı: elektrifikasyon. Bu konu bugün hükümet kabinelerinde ve şirket yönetim kurullarında tartışılıyor; çünkü günlük yaşamda elektrifikasyonu hızlandırmak, ülkeleri, işletmeleri ve aileleri dalgalanan enerji fiyatlarından korumak için acil bir ihtiyaç. Bu durum, hangi arabanın satın alınacağından evlerin nasıl ısıtılacağına ve enerji faturalarının nasıl azaltılacağına kadar insanların günlük yaşamlarında verdikleri en somut kararlarla doğrudan bağlantılı.
COP31, bu meselelere pratik bir yaklaşımla eğilmek ve küresel dönüşümü hızlandırmak için eşsiz bir fırsat sunmaktadır. Bu nedenle, COP31 Başkanlığı olarak, 2035 yılına kadar nihai enerji tüketiminin yüzde 35’inin elektrikten karşılanması hedefi etrafında şekillenen, elektrifikasyon konusunda küresel bir diyaloğu başlatmak istiyoruz.
Bu “35'e 35” hedefi; ulaşım, binalar ve sanayinin elektrifikasyonuyla gerçekleştirilecek olup, modern şebekeler ve altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi gerekmektedir. Hedefin; Uluslararası Enerji Ajansı, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı ve Küresel Yenilenebilir Enerji İttifakı da dâhil olmak üzere birçok ülke, uluslararası kuruluş ve gönüllüler koalisyonu tarafından hâlihazırda desteklenmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz.
Ayrıca, iş dünyasına yönelik bir kamuoyu araştırması olan ve iş dünyasının bu dönüşüme güçlü bir şekilde hazır olduğunu ve ankete katılan şirketlerin %90’ının 2035 yılına kadar operasyonlarını elektrifiye etmeyi beklediğini gösteren yakın tarihli We Mean Business Coalition anketini de gördük.
Ve Antalya’da, “2035’e kadar yüzde 35” hedefi en önemli gündem maddelerimizden biri olacak; COP31’in başarısı için tam da bu tür bir ivmeye ihtiyacımız var. Yürüttüğümüz müzakereler ve alınan pek çok önemli karar, bugün buraya geldiğimizde bu kararları uygulamaya dönüştürmemiz gerektiğini gösteriyor. İşte bu nedenle somut sonuçlara ve kararlı adımlara ihtiyaç vardır.
Tüm görüşmelerimiz, başarıdan söz edebilmek için iki önemli hususu dikkate almamız gerektiğini bize göstermektedir. Öncelikle, Dubai'deki COP28'de, ilk Küresel Durum Değerlendirmesi, artan elektrik talebinin temiz enerji kaynaklarından karşılanması gerektiğini ortaya koymuştur; çünkü güvenli ve sürdürülebilir bir enerji geleceği için elektrifikasyon ile yenilenebilir enerjinin eş zamanlı olarak ilerlemesi gerekmektedir.
İkincisi, ilerlemeyi hızlandıracak ve bu hedefe ulaşmamızı sağlayacak koşulları güçlendirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda, birçok gelişmekte olan ülkeyle finansman ve teknoloji ihtiyaçları hakkında görüşmeler yürütüyoruz. Gelişmekte olan dünyaya destek özel bir önem taşıyor: 2024 yılında ülkeler, Bakü Finans Hedefi kapsamında 2035 yılına kadar her yıl en az 300 milyar dolar seferber etme konusunda toplu olarak mutabık kaldı. Ancak geçtiğimiz yıl, resmi kalkınma yardımlarında kayıtlara geçen en büyük yıllık düşüş yaşandı.
Bu dönüşümün başarısı ve gelişmekte olan ülkelerin hedeflerine ulaşabilmesi için, bu ülkelerin ihtiyaç duydukları finansmana erişebilmeleri gerekmektedir. Göreve gelen COP31 Başkanlığı olarak bunu gündemde tutmak için kararlı bir şekilde çalışacak ve tüm donör ülkeleri katkılarını sağlamaya çağıracağız.
Değerli hanımefendiler ve beyefendiler, elektrifikasyon COP31 için öncü bir girişimdir. Ancak, uygulamaya odaklanan bir COP’un parçası olarak, bunun ötesinde birçok alanda da ilerleme kaydetmek istiyoruz.
First Lady'miz Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, artık bir dünya markası haline gelen Sıfır Atık Hareketi'ni ve metan azaltımı girişimini küresel öncelikler olarak başlatmıştır. Katı atık depolama alanlarından kaynaklanan metan emisyonlarını azaltmak, küresel ısınmayı yavaşlatmanın en hızlı ve en uygulanabilir fırsatlarından biridir. Atık sektörü, insan kaynaklı metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 20'sini oluşturmaktadır ve halihazırda kanıtlanmış ve ölçeklenebilir çözümlere sahibiz. Atık üretimindeki artışı 2035 yılına kadar yarıya indirmek için küresel bir hedef belirledik.
Dayanıklı şehirler de önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Türkiye, 2023’teki asrın felaketinin ardından üstlendiğimiz yeniden inşa sürecinden kaynaklanan, dayanıklı şehirler inşa etme konusunda geniş bir deneyim geliştirmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, 11 ilde ve 200’den fazla şantiyede 455.000 konut yeniden inşa ederek depremlerden etkilenen vatandaşlarımıza teslim ettik. Bu konutların en yüksek enerji verimliliği standartlarını karşılamasını sağladık: hem depreme dayanıklı şehirler inşa ettik hem de aynı zamanda enerji tüketimini yaklaşık yüzde 40 oranında azalttık — bu, ailelerimizi yükselen enerji fiyatlarından korumak açısından kritik öneme sahiptir.
Enerji verimliliği, günümüzde enerji dönüşümünün en temel unsurlarından biri olarak yaygın biçimde kabul edilmektedir. Bu bağlamda, Eylem Gündemimizde ortaya koyduğumuz somut bir girişim olarak, bina sektöründeki enerji tüketim yoğunluğunu 2035 yılına kadar en az yüzde 25 azaltma hedefini COP31'de ele almak istiyoruz.
Yeşil sanayileşme, ilerleme kaydetmek istediğimiz bir diğer alandır ve elektrifikasyon bu sürecin önemli bir parçası olacaktır. Ayrıca, üretim ve imalat sektöründe geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını 2035 yılına kadar nasıl en az yüzde 15'e çıkarabileceğimizi de görüşmek istiyoruz.
Ayrıca İklim Uygulama Köprüsü adıyla yeni bir girişim başlatacağımızı da duyurduk. Bu girişim, özellikle gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerde iklim hedefleri ile ekonomik kalkınma politikaları arasındaki uyumu güçlendirecektir.
Son olarak, farkındalığın ve yaygın iklim okuryazarlığının, iklim eylemine yönelik toplumsal desteğin sürdürülmesi için elzem olduğuna inanıyoruz. Bazı ülkelerde farkındalık yüksek olabilir, ancak dünyanın her yerinde bunu artırmak istiyoruz. Vatandaşlarımız bunu daha güçlü bir biçimde ortaya koyabilirse, hükümetler de bu konulara yabancı ya da kayıtsız kalamaz. Evlerden mahallelere, ilçelere, şehirlere ve ülkelere kadar bunu ölçeklendirmemiz gerekiyor.
İklim okuryazarlığı bu süreçte vazgeçilmezdir — hem insanların kendisi için, hem iklime dayanıklı bir gelecek için, hem de insanların en doğru tercihleri yapabilmesi için. Bu nedenle, 2030 yılına kadar dünya genelinde daha fazla ülkede iklim değişikliğini eğitim müfredatlarına dâhil etmeyi amaçlıyoruz; çünkü çocuklar erken yaşta iklim değişikliğini daha çok öğrenmeli ve anlamalıdır.
Sayın konuklar, bunlar COP’un her alanına yönelik temalar içeren girişimlerimizden bazılarıdır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile birlikte ayrıca COP31 İş Forumu’nu başlatıyoruz — bu, 12-13 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek İş Zirvesi için iş dünyasının katılımını harekete geçirmeyi amaçlayan bir yıl boyunca sürecek bir platformdur.
Bu hafta, ilerleme kaydetmek için önemli bir fırsatımız var. COP31 Başkanlığı olarak, elektrifikasyondan atık yönetimine, dayanıklı kentlerden eğitime ve finansmana kadar temel önceliklerimizi şeffaf ve açık bir şekilde ortaya koyduk ve bunların tümü için hedefler belirledik. Burada, Londra İklim Eylemi Haftası'nda dünyaya sesleniyoruz: gelin, dünyamızın geleceğini şekillendirecek bu önceliklere birlikte odaklanalım.
Hep birlikte çalışalım — çocuklarımızın geleceği için bunu cesaretle yapmamız gerekiyor. COP’a geldiğimizde, yaptıklarımızın, güçlü iş birliğimizin ve vizyonumuzun hikâyesini tüm dünyaya anlatalım. Çünkü ivme istiyorsak, eyleme ihtiyacımız var; umut istiyorsak, küresel eyleme ihtiyacımız var.
Geleceğin COP’unu ve uygulamanın COP’unu işte böyle hayata geçiriyoruz. Herkesin, taşın altına elini koyarak her yolu denemesini istiyoruz. Eylem; hızlı, sahada, tüm sektörlerde ve tüm paydaşlarla birlikte gerçekleşmeli ve hep birlikte harekete geçmeliyiz.
Bugüne kadar alınan tüm kararlar çok değerlidir. Dostum André, Brezilya’da ve ondan önce Azerbaycan ve Dubai’de alınan kararlardan bahsetti. Bunların tamamını, COP31 Başkanlığı olarak; bugün burada bulunan sevgili dostum Selwin Hart de dâhil olmak üzere BM ile ve Avustralyalı dostlarımızla birlikte hayata geçireceğiz.
Avustralya ve Türkiye tek bir vücut gibi çalışıyor. Yeni yaklaşımı nedeniyle bu COP’a dair bir miktar merak vardı; ancak çok taraflılık, sevgili dostum Chris’in Müzakereler Başkanı olduğu Türkiye-Avustralya ortaklığı aracılığıyla hayata geçirilebilir. İstişare içinde ve uyum içinde çalışarak süreci birlikte yürütüyoruz.
Katılımınız ve burada bulunduğunuz için hepinize bir kez daha teşekkür etmek isterim. COP31'in başarısı için el birliğiyle çalışalım. Hepimizin birlikte çalışacağına ve kararlarımızı hayata geçireceğimize inanıyorum; her birinize en içten selamlarımı sunuyorum.