Petersberg İklim Diyaloğu Açılış Konuşması

COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum tarafından, 2026 Petersberg İklim Diyaloğu’nun açılışında Berlin’de yapılmıştır.

Petersberg İklim Diyaloğu 2026
Sayın Murat Kurum | COP31 Başkanı | Berlin, Almanya
Paylaş
Resmi Konuşma Metni
Konuşma metni • PDF
COP31 President-Designate H.E. Murat Kurum delivers the opening keynote at the Petersberg Climate Dialogue, Berlin, 21 April 2026
COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum, Petersberg İklim Diyaloğu’nun açılışında konuşurken — Berlin, 21 Nisan 2026.

Değerli Meslektaşlarım, Sevgili Dostlar,

Küresel iklim gündeminin adeta kalbinin attığı burada, Berlin’de sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ortaklıkları ve desteklerinden dolayı Birleşmiş Milletler’de görev yapan meslektaşlarımıza ve bu organizasyonu 17 yıldır başarıyla sürdüren Alman hükümetine en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Öncelikle, bir araya geldiğimiz bu kritik zamanların küresel düzeyde yaşanan krizlere denk geldiğini belirtmem gerekiyor. Bu kriz; küresel enerji piyasalarını, uluslararası tedarik zincirlerini ve kurallara dayalı çok taraflılığı derinden etkiliyor. İklim krizi ise ağır sonuçları ve yol açtığı tahribatlarla birlikte ne yazık ki bu krizlere eşlik ediyor, etkisini artırıyor.

Kuraklık yılda 300 milyar dolardan fazla maliyete yol açıyor. Yükselen deniz seviyeleri Akdeniz kıyılarının yüzde 30’unu aşındırıyor. Sonuç olarak; ekosistemler, yaşamlar ve geçim kaynakları tehdit altında. Halklarımız bu zorluklarla karşılaştıkça uluslararası sistemin nasıl bir çözüm getirdiğini merak ediyor. Başarılarımızdan ve başarısızlıklarımızdan doğru dersler çıkardığımızdan emin olmamızı istiyorlar.

Peki, çıkarmamız gereken acil dersler nelerdir? İzninizle ilk olarak enerji arzı güvenliğinden başlamak istiyorum. Milyarlarca insanı yoksulluktan kurtaran enerji sistemlerinde son dört yıl içinde ikinci kez küresel düzeyde kriz yaşanıyor. Ancak bu kriz bize fosil yakıtların enerji arzı güvenliğini garanti etmediğini de göstermiştir.

Dubai’de hepimizin mutabık kaldığı üzere, ulusal koşullar doğrultusunda alternatif enerji kaynaklarına duyulan ihtiyacın ve ülkelerin enerji çeşitliliğini artırmanın gerekli olduğunu vurguladık. Alternatif enerji kaynaklarına yatırım yapmak, özellikle enerji çeşitliliğini desteklemek; istikrar, direnç ve temiz kalkınma demektir. Hepimizin peşinden gitmesi gereken şey budur. Türkiye, son on yılda yenilenebilir elektrik üretimini üç katına çıkardı ve enerji verimliliğine 10 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Yine 2022 enerji krizinden bu yana tüm Avrupa Birliği ülkelerinden daha fazla enerji depolama kapasitesine izin verdik. Ve 2035 yılına kadar her yıl en az 8 gigawatt yenilenebilir enerji kapasitesi eklemek gibi iddialı bir hedef ortaya koyduk. Buna ek olarak, 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı hedefliyoruz. Ancak bu tür somut sonuçlara ulaşmanın her ülke için eşit derecede kolay olmadığının farkındayız. Bundan dolayı küresel ihtiyaçlar ile mevcut kaynaklar arasındaki boşluğu kapatmak için birlikte çalışmalıyız.

Değerli Dostlar, işte bu hakikat bizi ikinci derse götürüyor: Çok taraflılık gerilemiş olsa da tamamen ortadan kalkmış değil. Birçok ülke hala ortak çözüm iradesi taşıyor. COP sürecinde zorluklarla karşılaşabiliriz. Ancak herkesi aynı masa etrafında toplamak için elimizdeki en iyi zemin de budur. Bizler COP31 Başkanlığı olarak sorumlu bir yönetime kararlıyız. Süreci savunacağız ve temellerini güçlendirmeye çalışacağız.

“Çok taraflılık gerilemiş olsa da tamamen ortadan kalkmış değil. Birçok ülke hala ortak çözüm iradesi taşıyor. COP, herkesi aynı masa etrafında toplamak için elimizdeki en iyi zemindir.”

Ülkelerin COP’un temel gerekliliklerini yerine getirmelerini sağlayacağız. Beklentimiz, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları’nı ve İki Yıllık Şeffaflık Raporları’nı sunmalarıdır. Donörler de taahhütlerini yerine getirmelidir. Ve bu yıl gelişmiş ülkeler, COP29 Bakü Finans Hedefi’ne adil paylarını nasıl aktaracaklarını göstermek için ilk iki yıllık bildirimlerini sunmalıdır. BM iklim fonlarının güçlü bir şekilde yenilenmesine de ihtiyaç duyuyoruz; çünkü mali alanı kısıtlı olan ülkeler için imtiyazlı ve hibe bazlı kamu finansmanı esastır. Bu anlamda Yeşil İklim Fonu’nun bu yılki üçüncü ikmal turunun kritik önemde olacağını ifade etmek istiyorum. Ayrıca Kayıp ve Zarara Müdahale Fonu’na yapılan tahsisleri artırmak için her zaman çaba gösteriyoruz. Paris Anlaşması’na verilen desteğin somut adımlarla güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayacağız.

Değerli Meslektaşlarım, gelinen noktada somut ve çözüm odaklı uygulama moduna geçmemiz gerekiyor. Bu yüzden COP31’in sonuç almaya odaklanan “geleceğin COP’u” olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlayışla hazırlanıyoruz. Bir yandan müzakerelerde uzlaşı inşa ediyoruz. Aynı zamanda, kapsayıcılık, şeffaflık ve taraf odaklı bir süreç ihtiyacına saygı duyarak, bu uzlaşıya dayalı hızlı ilerleme sağlamaları için küçük koalisyonları yetkilendiriyoruz. Bu, COP31 yaklaşımımız olan diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerine bağlılığımızın bir göstergesidir.

Değerli Katılımcılar, birbirini izleyen başkanlıklar, farklı girişimler aracılığıyla pek çok harika sonuç elde etti. COP31 Başkanlığı olarak bu süreci daha da kurumsallaştırmak istiyoruz. Başarıyı artırmak istiyoruz. Sonraki adımlar konusunda Brezilyalı meslektaşlarımızla yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Ve bunu Etiyopyalı haleflerimize, sonuç alma konusunda daha da yetkin bir şekilde devredeceğimizden emin olmak istiyoruz.

COP31 President-Designate H.E. Murat Kurum addressing delegates at the Petersberg Climate Dialogue
Sayın Kurum, açılış oturumunda dünyanın dört bir yanından iklim bakanlarına ve temsilcilere hitap ederken.

Bu anlayıştan hareketle, COP31 Başkanlığı olarak, Küresel İklim Eylem Gündemi ile uyumlu dokuz tematik önceliğimize de ışık tutacağız. Bunlar arasında döngüsel ekonomiye geçişi desteklemek için sıfır atık yaklaşımları; herkes için sürdürülebilir ve güvenli enerji sağlamak için temiz enerji; iklim hedeflerine ve sürdürülebilir rekabet gücüne ulaşmaya yardımcı olacak endüstriyel dekarbonizasyon; kıyı ve deniz ekosistemlerini korumak için okyanuslar ve denizler; gıda sistemlerimizin acil dönüşümünü sağlamak ve çiftçilerimiz için dirençli bir gelecek inşa etmek için gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım; herkes için güvenli ve yaşanabilir yerleşim alanları sağlamak adına iklime dirençli şehirler; gençlerin enerjilerinden ve tutkularından en iyi şekilde yararlanmak için gençlik katılımı; ve iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve arazi bozunumu arasında sinerji oluşturmak için sektörler arası eylemler yer almaktadır. Bunu başarmak için ilgili aktivasyon gruplarında ortaklıkları teşvik edecek ve ilerlemeyi hızlandıracağız.

Belki de en önemlisi, Küresel Uygulama Hızlandırıcısı’nı desteklemek ve somut sonuçlar elde etmek için üzerinde çalıştığımız ek mekanizma olacaktır. Bu mekanizmanın; kilit aktörleri bir araya getirecek, özel sektörü ve hayırseverlik finansmanını harekete geçirecek, sektörel öncelikleri ele alacak ve kalkınma hedefleriyle uyumu sağlayacak bir adım olmasını hedefliyoruz. Ve tüm aktörlerin 1,3 trilyon dolarlık Bakü-Belém Yol Haritası’nın tavsiyelerine uymasını bekliyoruz. Bu, iklim değişikliğinin tüm alanlarında — etkilerinin azaltılmasından uyum sağlamaya, kayıplara ve hasarlara kadar — ilerleme kaydedilmesi için hayati önem taşıyacaktır.

Değerli Meslektaşlarım, Türkiye ve Avustralya arasında başarı için ortak bir vizyon olduğunu vurgulamam gerekir. COP31’in hizmetine sunmak üzere farklı bakış açılarımızı, yeteneklerimizi ve ilişkilerimizi birleştiriyoruz. İnanıyoruz ki aramızdaki değiştiremeyeceğimiz tek fark zaman farkıdır. Antalya’da gerçekleştireceğimiz COP31, yeni bir dönemin, iş birliği ve ortaklığın başlangıcı olacak.

COP31’de hepinizle birlikte çalışacağız. Bakü ve Belém’den çıkan kritik sonuçların üzerine yenilerini inşa etmek için seleflerimiz Muhtar ve Andre ile birlikte çalışacağız. Pasifik Adası meslektaşlarımızla birlikte çalışacağız. COP’tan COP’a süreklilik ve Afrika öncelikleri konusunda Etiyopyalı haleflerimizle birlikte çalışacağız. Ve karşılaştıkları gerçek sorunlara gerçek çözümler sunmak için tüm gruplarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışacağız.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye nasıl ki en karmaşık jeopolitik krizlerde ortak çözümler bulmak amacıyla diyaloğu yapıcı bir şekilde kolaylaştırıyorsa, COP31’de bu yapıcı rolü her aşamada hayata geçirecektir. Ben başarılı bir COP31 için verdikleri tam destekten dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca Sıfır Atık projesi başta olmak üzere doğa ve iklim dostu birçok projeyi himaye eden Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’ye teşekkür ediyorum. Daha adil, kapsayıcı ve işlevsel bir küresel düzenin inşasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Eğer bunu birlikte başarabilirsek, COP31 yalnızca bir zirve değil, gerçek anlamda bir dönüm noktası olacaktır. Bu vesileyle hepinizi bir kez daha 9-20 Kasım’da turizm cennetimiz Antalya’da gerçekleşecek COP31’e davet ediyorum. Hepinize teşekkür ediyorum.

Murat Kurum COP31 Başkanı
Tüm konuşmalara dön