Konuşmalara dön

Londra'da İklim İnovasyon Forumu'nun Açılışı

22 Haziran 2026
Londra İklim Eylem Haftası 2026 · Guildhall, Londra
Opening the Climate Innovation Forum in London
Konuşma

Değerli Dostlar,

Hepinizi en derin saygımla, içtenlikle selamlıyorum. Türkiye COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken bugün karşınızda bulunmak benim için gerçek bir onurdur. Climate Innovation Forum, E3G ve Birleşik Krallık hükümetinden ev sahiplerimize teşekkür ederim. COP31'e giden yolculuğumuzda, dünyamızın geleceğine verdiğiniz sarsılmaz destek için hepinize şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum.

Dünya genelinde pek çok kişinin zorluklarla karşılaştığı bir dönemde bir araya geliyoruz. Son çatışmaların maliyetleri küresel ekonomide hâlâ yankılanıyor, borç baskıları derinleşiyor ve şimdi de bir süper El Niño ile karşı karşıyayız. Çalışmalar, El Niño olaylarının yaklaşık beş trilyon dolara mal olabileceğini gösterdi ve bu yıl, kayıtlara geçen en maliyetli El Niño olabilir.

Üstelik bu, en büyük maliyet olan can kayıplarını saymaya başlamadan önceki durum. Bu arada, iş birliği yapabilme kabiliyetimiz de sınanıyor.

Bu Kasım ayında Antalya'da bu gidişatı tersine çevirebilmeyi umuyoruz. Ortak kararlılığın açık bir işaretini vermek istiyoruz ve dünya genelinde insanların hayatını iyileştiren sonuçlar üretmek istiyoruz; öyle ki herkes katılımın değerini net biçimde anlasın. Çözümler geliştirip ivme kazandırdığımız bu Londra haftası, bu yolculukta kritik bir basamaktır.

COP31 Başkanlığı olarak, süreci derin bir kararlılıkla yönlendirme sorumluluğunu üstleniyoruz. Herkesi dinledik; nerede ilerleme kaydedebileceğimizi ve kaydetmemiz gerektiğini değerlendirdik ve artık somut sonuçlar üretmeye odaklanan bir gündem geliştirdik.

İki hafta önce Almanya'da, bir ülkeler topluluğuna pek çok girişimi resmen tanıttık. Burada, Londra'da ise katılımı daha fazla iş dünyası, kurum, sivil toplum kuruluşu ve hayır kuruluşunu içerecek şekilde genişletmek istiyoruz; hafta sonuna kadar hedeflerimize ve amaçlarımıza daha fazla destek sağlamayı istiyoruz. Bu, herkesin Antalya'daki COP31'e hazırlıklı gelmesi ve küresel zirveyi başarılı kılmaya hazır olması için gereklidir.

Şimdiye dek yürüttüğümüz tüm görüşmelerde bir tema çok net biçimde öne çıktı: elektrifikasyon. Bu konu bugün hükümet kabinelerinde ve şirket yönetim kurullarında konuşuluyor; çünkü günlük hayatta elektrifikasyonu hızlandırmak, ülkeleri, işletmeleri ve aileleri dalgalanan enerji fiyatlarından korumak için acil bir ihtiyaçtır. Bu, insanların günlük yaşamlarında verdikleri en somut kararlarla — hangi arabayı alacaklarından evlerini nasıl ısıtacaklarına ve enerji faturalarını nasıl düşüreceklerine kadar — doğrudan bağlantılıdır.

COP31, bu meseleleri pratik bir yaklaşımla ele almak ve küresel dönüşümü hızlandırmak için eşsiz bir fırsat sunuyor. Bu nedenle COP31 Başkanlığı olarak, 2035 yılına kadar nihai enerji tüketiminin %35'inin elektrikten karşılanması hedefi etrafında şekillenen, elektrifikasyona dair küresel bir tartışma başlatmak istiyoruz.

Bu “35'e 35” hedefi; ulaşımın, binaların ve sanayinin elektrifikasyonuyla hayata geçirilecek ve modern şebekeler ile altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi gerekiyor. Hedefin; Uluslararası Enerji Ajansı, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı ve Küresel Yenilenebilir Enerji İttifakı da dâhil olmak üzere birçok ülke, uluslararası kuruluş ve gönüllü koalisyonlar tarafından hâlihazırda desteklenmesinden memnuniyet duyuyoruz.

Ayrıca iş dünyasına yönelik bir kamuoyu araştırması olan yakın tarihli We Mean Business Koalisyonu anketini de gördük; bu anket, iş dünyasının bu dönüşüme güçlü biçimde hazır olduğunu ve ankete katılan şirketlerin %90'ının 2035'e kadar operasyonlarını elektrifiye etmeyi beklediğini ortaya koyuyor.

Antalya'da da “2035'e kadar yüzde 35” hedefi en önemli gündem maddelerimizden biri olacak ve COP31'in başarısı için ihtiyaç duyduğumuz ivme tam da budur. Yürüttüğümüz görüşmeler ve alınan pek çok önemli karar gösteriyor ki, bugün buraya gelirken bu kararları uygulamaya dönüştürmemiz gerekiyor. İşte bu yüzden somut sonuçlara ve kararlı adımlara ihtiyaç var.

Tüm görüşmelerimiz bize gösteriyor ki, başarıdan söz edebilmek için iki önemli hususu göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Birincisi, Dubai'deki COP28'de gerçekleştirilen ilk Küresel Durum Değerlendirmesi, artan elektrik talebinin temiz enerji arzından karşılanması gerektiğini ortaya koydu; çünkü güvenli ve sürdürülebilir bir enerji geleceği için elektrifikasyon ile yenilenebilir enerjinin eş zamanlı ilerlemesi gerekiyor.

İkincisi, ilerlemeyi hızlandıracak ve bu hedefe ulaşmamızı sağlayacak koşulları güçlendirmemiz gerekiyor. Bu çerçevede, birçok gelişmekte olan ülkeyle finansman ve teknoloji ihtiyaçları hakkında görüşüyoruz. Gelişmekte olan dünyaya destek özellikle önem taşıyor: 2024'te ülkeler, Bakü Finansman Hedefi kapsamında 2035'e kadar her yıl en az 300 milyar dolar seferber etmeyi ortaklaşa kabul etti. Ancak geçtiğimiz yıl, resmî kalkınma yardımlarında kayıtlardaki en büyük yıllık düşüşe tanık olundu.

Bu dönüşümün başarısı ve gelişmekte olan ülkelerin hedeflerinin gerçekleştirilmesi için, bu ülkelerin ihtiyaç duydukları finansmana erişebilmeleri gerekiyor. Göreve gelecek COP31 Başkanlığı olarak bu konuyu gündemde tutmak için kararlılıkla çalışacağız ve tüm bağışçı ülkeleri katkılarını sunmaya çağıracağız.

Değerli katılımcılar, elektrifikasyon COP31'in amiral gemisi niteliğinde bir girişimdir. Ancak uygulamaya odaklanan bir COP'un parçası olarak, bunun ötesinde pek çok alanda da ilerleme kaydetmek istiyoruz.

First Lady'miz Sayın Emine Erdoğan, artık bir dünya markası hâline gelen Sıfır Atık Hareketi'ni ve metan azaltım girişimini küresel öncelikler olarak başlattı. Düzenli depolama sahalarından kaynaklanan metan emisyonlarını azaltmak, küresel ısınmayı yavaşlatmanın en hızlı ve en uygulanabilir fırsatlarından biridir. Atık sektörü, insan kaynaklı metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 20'sinden sorumludur ve elimizde kanıtlanmış, ölçeklenebilir çözümler hâlihazırda mevcuttur. Atık üretimindeki artışı 2035'e kadar yarıya indirmeye yönelik küresel bir hedef ortaya koyduk.

Dayanıklı şehirler de önceliklerimiz arasında. Türkiye, 2023'teki asrın felaketinin ardından üstlendiğimiz yeniden inşa sürecinden doğan, dayanıklı şehirler kurma konusunda kapsamlı bir deneyim geliştirdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, 11 ilde ve 200'den fazla şantiyede 455 bin konut inşa ederek depremlerden etkilenen vatandaşlarımıza teslim ettik. Bunların en yüksek enerji verimliliği standartlarını karşılamasını sağladık: depreme dayanıklı şehirler inşa ettik ve aynı zamanda enerji tüketimini yaklaşık yüzde 40 azalttık — ki bu, aileleri yükselen enerji fiyatlarından korumak için kritik önemdedir.

Enerji verimliliği, bugün enerji dönüşümünün en temel unsurlarından biri olarak yaygın biçimde kabul görüyor. Bu bağlamda COP31'i, bina sektöründe enerji tüketim yoğunluğunu 2035'e kadar en az yüzde 25 azaltma hedefini görüşmek için kullanmak istiyoruz — bu, Aksiyon Ajandamızda ortaya koyduğumuz somut bir girişimdir.

Yeşil sanayileşme, ilerleme kaydetmek istediğimiz bir başka alandır ve elektrifikasyon bu sürecin önemli bir parçası olacaktır. Ayrıca, üretim ve imalat sektöründe geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını 2035'e kadar en az yüzde 15'e nasıl çıkarabileceğimizi görüşmek istiyoruz.

Ayrıca, İklim Uygulama Köprüsü olarak bilinen yeni bir girişim başlatacağımızı duyurduk. Bu girişim, özellikle gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerde iklim hedefleri ile ekonomik kalkınma politikaları arasındaki uyumu güçlendirecektir.

Son olarak, iklim eylemine yönelik toplumsal desteğin sürdürülebilmesi için farkındalığın ve yaygın iklim okuryazarlığının elzem olduğuna inanıyoruz. Bazı ülkelerde farkındalık yüksek olabilir, ancak dünyanın her yerinde bunu artırmak istiyoruz. Vatandaşlarımız bu konuyu daha güçlü biçimde ortaya koyabilirse, hükümetler de bu konulara yabancı veya kayıtsız kalamaz. Evlerden mahallelere, ilçelere, şehirlere ve ülkelere kadar bunu büyütmemiz gerekiyor.

İklim okuryazarlığı bu süreçte vazgeçilmezdir — hem insanların kendisi için, hem iklime dayanıklı bir gelecek için, hem de insanların en iyi tercihleri yapabilmesi için. Bu nedenle 2030'a kadar, dünya genelinde daha fazla ülkede iklim değişikliğini eğitim müfredatlarına dâhil etmeyi amaçlıyoruz; çünkü çocuklar erken yaşta iklim değişikliği hakkında daha fazlasını öğrenmeli ve anlamalıdır.

Değerli katılımcılar, bunlar, COP'un her alanına yönelik temalar içeren girişimlerimizden bazılarıdır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile birlikte, 12-13 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek İş Zirvesi için iş dünyasının katılımını seferber etmeye yönelik bir yıl boyunca sürecek bir platform olan COP31 İş Forumu'nu da başlatıyoruz.

Bu hafta, ilerleme kaydetmek için önemli bir fırsatımız var. COP31 Başkanlığı olarak, elektrifikasyondan atık yönetimine, dayanıklı şehirlerden eğitime ve finansmana kadar temel önceliklerimizi şeffaf ve net biçimde ortaya koyduk ve hepsi için hedefler belirledik. Burada, Londra İklim Eylem Haftası'nda dünyaya sesleniyoruz: gelin ve dünyamızın geleceğini şekillendirecek bu önceliklere odaklanalım.

Birlikte çalışalım — çocuklarımızın geleceği için bunu cesaretle yapmamız gerekiyor. COP'a geldiğimizde, yaptıklarımızın, güçlü iş birliğimizin ve vizyonumuzun hikâyesini tüm dünyaya anlatalım. Çünkü ivme istiyorsak eyleme, umut istiyorsak küresel eyleme ihtiyacımız var.

İşte geleceğin COP'unu ve uygulamanın COP'unu böyle hayata geçiririz. Herkesin, hiçbir taşı yerinde bırakmadan her yolu denemesini istiyoruz. Eylem; hızlı, sahada, tüm sektörlerde ve tüm paydaşlarla birlikte olmalı ve hep beraber seferber olmalıyız.

Şimdiye kadar alınan tüm kararlar son derece değerlidir. Dostum André, Brezilya'daki kararlardan ve ondan önce Azerbaycan ile Dubai'deki kararlardan bahsetti. COP31 Başkanlığı olarak, bugün burada bulunan sevgili dostum Selwin Hart da dâhil olmak üzere BM ve Avustralyalı dostlarımızla birlikte bunların tümünü hayata geçireceğiz.

Avustralya ve Türkiye tek bir vücut gibi çalışıyor. Yeni yaklaşımı nedeniyle bu COP'a dair bir miktar merak vardı, ancak çok taraflılık, müzakerelerin Başkanı sevgili dostum Chris ile birlikte Türkiye-Avustralya ortaklığı aracılığıyla hayata geçirilebilir. İstişare içinde ve uyum içinde çalışıyor, süreci birlikte yürütüyoruz.

Katılımınız ve burada bulunduğunuz için hepinize bir kez daha teşekkür etmek isterim. COP31'in başarısı için birlikte çalışalım. Hepimizin birlikte çalışacağına ve kararlarımızı hayata geçireceğine inanıyorum; her birinize en içten selamlarımı sunuyorum.

Londra'da İklim İnovasyon Forumu'nun Açılışı