SURFF: İklim Dirençli Şehirler İçin Finansmandan Uygulamaya
COP31 Eylem Gündemi kapsamında İLBANK tarafından geliştirilen SURFF, şehirlerin iklim hedeflerini finansmana hazır yatırım projelerine dönüştürmeyi amaçlıyor. Yeni bir fon değil; mevcut finansman kaynaklarını, teknik kapasiteyi ve yerel ihtiyaçları birbirine bağlıyor.

İklim değişikliğinin etkileri şehirlerde giderek daha fazla hissediliyor. Aşırı hava olayları, su stresi, afet riskleri ve hızlı kentleşme; su, enerji, ulaşım, konut ve altyapı sistemleri üzerindeki baskıyı artırırken şehirlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale getirilmesini küresel iklim gündeminin temel başlıklarından biri haline getiriyor.
Bugün ülkelerin iklim hedeflerinde şehirlerin rolü geçmişe kıyasla çok daha görünür durumda. Ulusal iklim taahhütlerinde kentsel konulara ve kentsel iklim eylemini destekleyen unsurlara giderek daha fazla yer verilirken, kentsel iklim finansmanının bu çerçevelerde aynı ölçüde karşılık bulmadığı görülüyor.
Bu tablo önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Şehirler için belirlenen iklim hedefleri nasıl uygulanabilir yatırım programlarına ve finansmana hazır projelere dönüştürülebilir?
COP31 Eylem Gündemi kapsamında geliştirilen Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansman Faaliyeti (Sustainable Urban Resilience Financing Facility – SURFF), tam olarak bu soruya yanıt vermeyi amaçlıyor. SURFF; ulusal iklim politikaları ile şehirlerdeki uygulamalar arasındaki kopukluğu azaltmayı, kentsel dirençlilik yatırımlarını hızlandırmayı ve iklim hedeflerinin sahada somut sonuçlara dönüşmesini desteklemeyi hedefliyor.
Şehirlerin İklim Hedefleri Büyüyor, Finansman İhtiyacı da Artıyor
Şehirlerin iklim değişikliğiyle mücadelede üstlendiği rol büyürken, ihtiyaç duyulan yatırım miktarı da hızla artıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde iklime dirençli ve düşük karbonlu şehirlerin hayata geçirilmesi için önemli ölçekte yatırıma ihtiyaç duyuluyor.
Daha geniş ölçekte bakıldığında ise kentsel iklim finansmanı ihtiyacının karşılanabilmesi için mevcut finansman akışlarının önemli ölçüde artırılması gerekiyor. Mevcut finansman düzeyi ile şehirlerin iklim yatırımları için ihtiyaç duyduğu kaynaklar arasında belirgin bir finansman açığı bulunuyor.
Finansmanın coğrafi dağılımı da önemli bir sorun oluşturuyor. Kentsel iklim finansmanından gelişmekte olan ülkeler ile en az gelişmiş ülkelerin aldığı payın sınırlı kalması, finansmana erişimdeki eşitsizlikleri daha görünür hale getiriyor.
Dolayısıyla sorun yalnızca küresel ölçekte daha fazla finansman sağlanması değil. Finansmanın ihtiyaç duyulan ülkelere ve şehirlere ulaşabilmesi, yerel önceliklerle eşleştirilebilmesi ve uygulanabilir yatırımlara dönüşebilmesi de gerekiyor.
Finansmanın Ötesindeki Sorun: Projeleri Uygulamaya Hazırlamak
Kentsel iklim yatırımlarındaki açığın temelinde yalnızca hedef veya taahhüt eksikliği bulunmuyor. Ülkeler şehirleri ulusal iklim politikalarına giderek daha fazla dahil etse de bu hedeflerin finansmana hazır kentsel yatırım proje portföylerine dönüştürülmesinde önemli güçlüklerle karşılaşılıyor.
Bir şehrin daha dirençli hale getirilmesi; yalnızca hangi yatırımların gerekli olduğunun belirlenmesini değil, bu yatırımların önceliklendirilmesini, teknik ve finansal açıdan hazırlanmasını, uygun finansman kaynaklarıyla eşleştirilmesini ve sonrasında etkin biçimde uygulanmasını gerektiriyor.
Şehirler ise finansmana hazır yatırım portföyleri geliştirmek için gerekli kurumsal ve teknik kapasite konusunda güçlük yaşayabiliyor. Proje hazırlama süreçleri finansman mekanizmalarından kopuk ilerleyebiliyor. Finansman bulunduğunda dahi planlama, ihale ve satın alma, kurumlar arası koordinasyon, sözleşme yönetimi ve uygulama performansının izlenmesi gibi alanlarda yeni darboğazlar ortaya çıkabiliyor.
SURFF bu nedenle finansmanı tek başına ele almak yerine planlama, proje hazırlama, finansman ve uygulamayı birbirine bağlı bir süreç olarak değerlendiriyor.
SURFF ile İklim Hedeflerinden Yatırıma Hazır Projelere
SURFF’un temel amacı, ulusal iklim politikaları ile kentsel düzeydeki uygulamalar arasındaki kopukluğu gidererek düşük ve orta gelirli ülkelerde sektörler arası kentsel dirençlilik yatırımlarını hızlandırmak.
Bu doğrultuda ülkelerin ve şehirlerin iklim taahhütlerinin yerel ihtiyaçlara yanıt veren somut yatırım programlarına ve yatırıma hazır projelere dönüştürülmesi hedefleniyor. Böylece Ulusal Katkı Beyanlarında ortaya konulan hedefler ile şehirlerde gerçekleştirilecek yatırımlar arasında daha güçlü bir bağlantı kurulması amaçlanıyor.
Bu yaklaşımın merkezinde “uygulama yoluyla dönüşüm” ilkesi bulunuyor.
SURFF kapsamında yalnızca projelerin hazırlanması değil; dirençli kentsel yatırımlara yönelik ulusal koordinasyon ve yönetişimin güçlendirilmesi, projelerin yönetilmesi ve uygulanmasına ilişkin kurumsal hazırlığın artırılması ve yatırımların hem ülke içinde hem de ülkeler arasında ölçeklendirilmesine yardımcı olacak ortaklıkların geliştirilmesi öngörülüyor.
SURFF Yeni Bir Fon Değil
SURFF’un en önemli özelliklerinden biri, yeni bir finansman fonu olarak tasarlanmamış olmasıdır.
Kentsel dirençlilik alanında halihazırda farklı uluslararası finans kuruluşları, çok taraflı kalkınma bankaları, iklim fonları, Birleşmiş Milletler kuruluşları, kalkınma ortakları ve şehir ağları tarafından yürütülen çok sayıda girişim bulunuyor. SURFF, bu yapıların yerine yeni bir finansman mekanizması oluşturmak yerine mevcut girişimler, finansman araçları ve uygulama mekanizmaları arasındaki sinerjiyi güçlendirmeyi amaçlıyor.
Bu kapsamda kamu ve özel sektör finansmanının harekete geçirilmesi, uluslararası finans kuruluşlarının proje süreçlerine daha erken aşamada dahil edilmesi ve belediyelerin mevcut finansman kaynaklarına erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.
Aynı zamanda yatırıma hazır proje portföyleri, finansman kaynakları ve uygulama kapasitesi arasındaki bağlantının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
SURFF bu yaklaşımı üç temel mekanizma üzerinden hayata geçirmeyi öngörüyor: Dirençli Şehirler Ülke Platformu, Dirençli Şehirler Mükemmeliyet Merkezi ve Uluslararası Dirençli Şehirler Diyaloğu.
Dirençli Şehirler Ülke Platformu: Ulusal Hedeflerden Yerel Yatırımlara
SURFF’un temel bileşenlerinden biri olan Dirençli Şehirler Ülke Platformu, kentsel dirençlilik önceliklerini proje hazırlama, finansman ve uygulama desteğiyle buluşturan, ülke liderliğinde yürütülen bir yapı olarak tasarlanıyor.
Ülke Platformları; uluslararası finans kuruluşlarını, çok taraflı kalkınma bankalarını, iklim fonlarını, Birleşmiş Milletler kuruluşlarını, şehir ağlarını ve teknik ortakları aynı yapı içerisinde bir araya getirerek NDC 3.0 planlarının şehirlerde yatırıma hazır projelere dönüştürülmesini desteklemeyi amaçlıyor.
Platformlar aracılığıyla iklim hedefleri ve yerel kalkınma planlarıyla uyumlu yatırım programlarının geliştirilmesi, kamu ve özel sektör finansmanının harekete geçirilmesi, sektörler arası ve finanse edilebilir proje portföylerinin hazırlanması ve şehirlerin planlama, proje hazırlama ve uygulama kapasitelerinin güçlendirilmesi öngörülüyor.
Bu yapı, şehirlerin finansman arayışına ancak proje hazırlandıktan sonra başlaması yerine, finansman kuruluşlarının ve diğer kalkınma ortaklarının sürece daha erken aşamada dahil olabilmesine imkân sağlayabilecek bir model sunuyor. Böylece ülke düzeyinde geliştirilecek platformların, kentsel iklim hedeflerinin somut yatırım programlarına dönüştürülmesini destekleyen ve farklı ülke bağlamlarına uyarlanabilen bir yaklaşım oluşturması hedefleniyor.
Dirençli Şehirler Mükemmeliyet Merkezi: Bilgiyi Uygulama Kapasitesine Dönüştürmek
Kentsel dirençlilik yatırımlarının yaygınlaştırılması yalnızca finansmana değil, güçlü teknik ve kurumsal kapasiteye de ihtiyaç duyuyor.
SURFF’un ikinci bileşeni olan Dirençli Şehirler Mükemmeliyet Merkezi, farklı ülkelerde ve şehirlerde edinilen uygulama deneyimlerini, metodolojileri ve bilgi birikimini ortak araçlar ve yaklaşımlar altında bir araya getirmeyi amaçlıyor.
Merkez; Ülke Platformları ile yakın iş birliği içinde çalışarak dirençlilik önceliklerinin önceliklendirilmiş ve yatırıma hazır proje portföylerine dönüştürülmesi için gerekli analitik ve teknik desteği sağlayacak.
Bu kapsamda dirençlilik analizleri, yatırım ihtiyaçlarının değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi ile proje hazırlama ve yatırıma hazır olma süreçlerinde kullanılabilecek metodoloji ve araçların geliştirilmesi öngörülüyor.
Aynı zamanda eğitimler, çalıştaylar ve akran öğrenme faaliyetleri aracılığıyla şehirler ve kurumlar arasında bilgi paylaşımının artırılması; teknik rehberlerin ve bilgi ürünlerinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Merkez; UN-Habitat, Birleşmiş Milletler kuruluşları, çok taraflı kalkınma bankaları, uluslararası ve ikili kalkınma ortakları, şehir ağları ve teknik kuruluşların ortak öğrenme ve metodoloji geliştirme süreçlerine katılabileceği bir iş birliği platformu olarak faaliyet gösterecek. Böylece farklı ülke ve şehirlerde geliştirilen deneyimlerin paylaşılması, ortak yaklaşımların güçlendirilmesi ve kentsel dirençlilik alanındaki kurumsal kapasitenin geliştirilmesi desteklenecek.
Uluslararası Dirençli Şehirler Diyaloğu: Ortak Deneyimden Küresel İş Birliğine
İklim değişikliğinin şehirlerde ortaya çıkardığı sorunlar farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde görülse de finansmana erişim, proje hazırlama, kurumsal kapasite ve uygulama konularında birçok ülke ve şehir benzer sorunlarla karşılaşıyor
SURFF’un bileşenlerinden biri olan Uluslararası Dirençli Şehirler Diyaloğu, bu ortak sorunlar etrafında küresel ölçekte deneyim ve çözüm paylaşımını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Diyalog; ulusal ve yerel yönetimleri, uluslararası finans kuruluşlarını, çok taraflı kalkınma bankalarını, iklim fonlarını, kalkınma ortaklarını, Birleşmiş Milletler kuruluşlarını, şehir ağlarını ve diğer paydaşları bir araya getiren çok paydaşlı bir platform olarak tasarlanıyor.
Bu platform aracılığıyla dirençli kentsel kalkınmanın finansmanı ve uygulanmasına yönelik politika diyaloğunun güçlendirilmesi, yeni ortaklıkların geliştirilmesi ve ülkeler arasında uygulama deneyimlerinin paylaşılması hedefleniyor.
Böylece şehirlerin dirençlilik yatırımlarının finansmanı ve uygulanması konusunda farklı paydaşlar arasında sürekli bilgi, deneyim ve çözüm paylaşımını destekleyen uluslararası bir iş birliği zemini oluşturulması amaçlanıyor.
COP31’in Diyalogdan Uzlaşıya, Uzlaşıdan Aksiyona Yaklaşımı
COP31 Başkanlığı kapsamında öne çıkan diyalog, uzlaşı ve aksiyon yaklaşımı, SURFF’ün üç temel bileşeninde somut bir karşılık buluyor. Uluslararası Dirençli Şehirler Diyaloğu, farklı ülkeler, şehirler, finans kuruluşları ve kalkınma ortakları arasında deneyim ve çözüm paylaşımını güçlendirerek diyaloğun geliştirilmesine katkı sağlıyor. Dirençli Şehirler Ülke Platformu ise ulusal öncelikler, yerel ihtiyaçlar ve farklı paydaşların katkılarını ortak bir çerçevede buluşturarak önceliklerin ve yatırım alanlarının belirlenmesine, dolayısıyla ortak bir uygulama zemininin oluşmasına katkı sunuyor. Dirençli Şehirler Mükemmeliyet Merkezi ise ortaya çıkan bilgi, deneyim ve ortak yaklaşımları teknik kapasiteye, proje hazırlama süreçlerine ve uygulanabilir yatırım portföylerine dönüştürerek aksiyon boyutunu güçlendiriyor.
Bu çerçevede SURFF’un bileşenleri birbirinden bağımsız yapılar olarak değil; diyaloğun bilgi ve deneyim üretmesini, bu birikimin ortak öncelikler ve iş birlikleri etrafında şekillenmesini ve nihayetinde somut yatırım ve uygulamalara dönüşmesini sağlayan birbirini tamamlayıcı mekanizmalar olarak değerlendiriliyor. Böylece COP31’in iklim gündeminde ortaya koyduğu “diyalog, uzlaşı ve aksiyon” yaklaşımı, şehirlerin iklim ve dirençlilik yatırımlarına yönelik somut bir uygulama modeliyle destekleniyor.
Türkiye’nin Kentsel Dirençlilikteki Rolü
SURFF, COP31 Başkanlığı’nın koordinasyonunda Eylem Gündemi'nin 10 Başlığından biri olan İklim Dirençli Şehirler çerçevesinde İLBANK tarafından geliştirilen ve uluslararası paydaşlarla yürütülen istişarelerle şekillendirilen bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
SURFF, COP31 süreci kapsamında kentsel dirençlilik hedeflerinin somut yatırımlara dönüştürülmesini desteklemek amacıyla geliştirilen ve uluslararası paydaşlarla yürütülen istişarelerle şekillenen çok paydaşlı bir yaklaşım olarak yapılandırılıyor.
Türkiye’nin uluslararası finans kuruluşlarıyla birlikte altyapı ve kentsel dirençlilik alanında edindiği uygulama deneyimi, SURFF kapsamında geliştirilen yaklaşımın önemli dayanaklarından birini oluşturuyor.
Bu yaklaşım; kentsel dirençlilik önceliklerinin yatırım ve finansman süreçleriyle buluşturulmasını, proje hazırlama ve uygulama kapasitesinin geliştirilmesini ve farklı ülkeler, şehirler ve kalkınma ortakları arasında bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesini hedefliyor.
Dirençli Şehirler Ülke Platformu, Dirençli Şehirler Mükemmeliyet Merkezi ve Uluslararası Dirençli Şehirler Diyaloğu aracılığıyla bu hedeflerin birbirini tamamlayan mekanizmalar üzerinden desteklenmesi öngörülüyor.
Bu yapıların birlikte işlemesiyle, SURFF kapsamında geliştirilen bilgi birikimi, yöntem ve uygulama deneyimlerinin farklı ülke ve şehirlerin ihtiyaçlarına uyarlanması ve kentsel dirençlilik yatırımlarının daha geniş ölçekte desteklenmesi amaçlanıyor.
Şehirlerin Finansmana Erişimini Güçlendiren Bir Yaklaşım
Kentsel iklim finansmanında temel sorunlardan biri, finansman kaynaklarının varlığı ile şehirlerin bu kaynaklara erişebilme kapasitesi arasındaki farktır.
Bir belediyenin yatırım ihtiyacının bulunması, bu yatırımın doğrudan finanse edilebilir olduğu anlamına gelmez. Yatırımın yerel ve ulusal iklim hedefleriyle ilişkilendirilmesi, önceliklendirilmesi, teknik açıdan hazırlanması ve uygun finansman mekanizmasıyla eşleştirilmesi gerekir.
SURFF bu süreci proje döngüsünün farklı aşamalarını birlikte ele alarak desteklemeyi amaçlıyor.
Özellikle uluslararası finans kuruluşlarının erken aşamada sürece dahil edilmesi, şehirlerin proje hazırlama süreçleri ile finansman kuruluşlarının beklentileri arasındaki uyumun güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Böylece proje hazırlama sürecinin sonunda finansman aramak yerine, yatırım öncelikleri belirlenirken finansman ve uygulama boyutlarının da dikkate alınması mümkün hale gelebilir.
Bu yaklaşım, kentsel iklim hedeflerinin yalnızca politika belgelerinde yer alan hedefler olarak kalmaması ve uygulanabilir yatırım portföylerine dönüşmesi açısından önem taşıyor.
Yerel İhtiyaçlardan Küresel İklim Hedeflerine
Şehirlerin iklim değişikliğine karşı dirençli hale getirilmesi tek bir sektör üzerinden gerçekleştirilebilecek bir dönüşüm değil.
Su ve sanitasyon sistemlerinden enerjiye, ulaşımdan konuta ve diğer kentsel altyapı alanlarına kadar farklı sektörlerde yapılacak yatırımların birbirini tamamlaması gerekiyor.
SURFF’un sektörler arası yaklaşımı, şehirlerin dirençlilik ihtiyaçlarının tek tek projeler yerine daha bütüncül yatırım programları içerisinde ele alınmasını destekliyor.
Bu yaklaşım aynı zamanda ulusal iklim hedefleri ile yerel kalkınma önceliklerinin aynı yatırım çerçevesinde değerlendirilmesine imkân sağlayabilir.
Böylece şehirlerin günlük ihtiyaçlarına yanıt veren yatırımlar ile ülkelerin uluslararası iklim taahhütleri arasında daha güçlü bir uygulama bağlantısı kurulması hedefleniyor.
COP31’den Dünyanın Şehirlerine Uzanan Bir Uygulama Modeli
Şehirlerin iklim hedeflerindeki ağırlığı artarken, önümüzdeki dönemin temel sorularından biri bu hedeflerin ne kadarının gerçek yatırımlara dönüşebileceği olacak.
Bu dönüşüm için yalnızca daha fazla finansmana değil; hazırlanmış projelere, güçlü kurumlara, doğru ortaklıklara, teknik kapasiteye ve etkili uygulama mekanizmalarına ihtiyaç bulunuyor.
SURFF, bu unsurları birlikte ele alan bir yaklaşım ortaya koyuyor.
Ülke Platformları aracılığıyla ulusal hedeflerin şehirlerdeki yatırımlarla buluşturulması, Mükemmeliyet Merkezi aracılığıyla proje hazırlama ve uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi ve Uluslararası Dirençli Şehirler Diyaloğu aracılığıyla deneyimlerin ve ortaklıkların küresel ölçekte paylaşılması, SURFF’un birbirini tamamlayan üç temel mekanizmasını oluşturuyor.
Bu bütüncül yapı, kentsel iklim hedefleri ile finansman ve uygulama arasındaki bağlantının güçlendirilmesini; şehirlerin dirençlilik önceliklerinin somut, uygulanabilir ve finansmana hazır yatırımlara dönüştürülmesini desteklemeyi amaçlıyor.
İklim Hedeflerinin Şehirlerde Somut Sonuçlara Dönüştüğü Bir Gelecek
Küresel iklim hedeflerinin başarısı, sonuçların şehirlerde ne ölçüde görünür hale geldiğiyle yakından ilişkili.
Daha dirençli altyapı sistemleri, iklim risklerine karşı daha hazırlıklı yerel yönetimler, finansmana erişebilen belediyeler ve uygulanmaya hazır yatırım portföyleri, iklim politikalarının sahadaki karşılığını oluşturuyor.
SURFF’ün öngördüğü gelecek de bu noktada şekilleniyor: her şehrin iklime dirençli, afetlere hazırlıklı ve düşük karbonlu kalkınmayı hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu finansmana, kapasiteye ve ortaklıklara erişebilmesi.
COP31 kapsamında geliştirilen SURFF, yeni bir fon oluşturmaktan ziyade mevcut finansman kaynaklarının, teknik kapasitenin, ulusal politikaların ve yerel yatırım ihtiyaçlarının daha koordineli biçimde çalışmasını hedefliyor.
Böylece iklim taahhütlerinin yatırım programlarına, yatırım programlarının finanse edilebilir projelere ve projelerin şehirlerde somut sonuçlara dönüşebildiği bir uygulama modeli oluşturulması amaçlanıyor.
Şehirlerin iklim geleceğini belirleyecek temel mesele artık yalnızca ne yapılması gerektiğini ortaya koymak değil; gerekli yatırımları hazırlamak, finanse etmek ve hayata geçirmek.
SURFF, iklim dirençli şehirler için finansmandan uygulamaya uzanan bu süreci hızlandırmayı hedefliyor.


